Ramazanlı Başlık

Su içse yarayan insanlara tepki olarak doğdum. Ramazan biçok insanın kilo alma konusunda korkulu rüyası oluyorken benim ise umut kaynağım. Lakin yine kilo alamayacağım belli bariz. Hayır, çabalamayayım, sonra obez olup çıkıcam diyorum ama böyle de ele avuca gelmeden olmuyor.

Ramazanın tadı bambaşka. Hatırı sayılır bir dostun varsa ve muhabbeti seni cezbediyorsa tamamdır. Üzülüyorum sahur arkadaşı olmayanlara. Yemeğe gidemiyorsun sırf dostunla muhabbetin en ballı yerinde kesilmesin sohbet diye. Fakat dün öyle bi’ korku yaşadım ki arkadaş falan gözükmedi gözüme ne yalan söyleyeyim. Adeta bir ceylanın ardından aslanın koşmasıyla zavallı ceylanın yaşadığı adrenalini yaşadım. Ne mi oldu? Hepsi ananemin ezanlı saatinin başının altından çıktı.
Ben güzelce sahur vaktini bekliyorum. Birazdan da ananeme yardım ederim diye planlarken yolunda gitmeyen bi’ şey oldu: Ezan okundu! Saate bakıyorum daha ezana var. Dedim “Acaba saatim geri kalmış olabilir mi?” Hayır elbette. Ve istem dışı yapılan şakayı o an farkettim. Daha doğrusu Melih’in aydınlatmasıyla farkettim: Okunan ezan değil ananemin ezan sesi olarak çalan kurulu saati imiş. Gece gece yüreğime indirdi vicdansız saat.

Aile oldukça kalabalık. Hep çok imrenmişimdir kalabalık ailelere. Yalnız anladım ki imrenmekle kalmalıyım. Çok zahmetli oluyor kalabalık aile. Hele ki çocuk diye adlandırdığımız ama bana göre hiperaktiflik hormonu varsa yalnızca bu tür varlıklarda bulunabileceğini düşündüğüm canlılar tam bir eziyet. Çok şirinler ama nasıl olsa sol omzunda bir şeytan var. İşbirliği yapıyor olabilirler. Ben öyle tahmin ediyorum. Ne olursa olsun bu tatlı olduklarını değiştirmez. Aldatıcı tatlılık.

Geçen yıl yazmış olduğum ŞU (TIK) yazımdaki ufaklık neredeyse 1 yaşında. Ben böyle bir hareketlilik görmedim. Kendime genç dediğime utandım zira kendimi bu yaratığın yanında 70 yaşında, takma dişlerini suya koyup gece kalktığında biriyle konuşmaya çalışınca ne dediği anlaşılmayan nineler gibi hissediyorum. Çok şirine bi’ şey olmuş ama umarım konuşmaz. Çünkü ebeveynlerinden gizli ona yaptığım işkenceleri hemen yetiştirebilir. Ahh, tabii ki el kadar çocuğa büyük işkenceler yapmıyorum. Sadece parmağını emerken bi’ daha emmesin diye parmağına bol bol cin biberi suyu sürüyorum. Yürütmeye çalışırken ellerini bırakıp yere düşmesini izliyorum. Bunları yaptıktan sonra yanından hızla uzaklaşıyorum. Nasıl olsa henüz konuşmayı bilmiyor :))))))))

   Arkadaşlar aranızda para toplayın da bana büyüğünden bi’ lens solisyonu alın. Teravih namazı çıkışlarına gidip para toplayayım diyorum ama yapamıyorum, yemeğin ağırlığı çöküyor. Hem ramazan ramazan iyi sevaba girersiniz. Yalnız biraz acele ederseniz. Zira bitmek üzere. Sonra bana gelip de “Sokakta görüyosun, neden selam vermiyosun?” demeyin. GÖREMİYORUM. Çok bi’ şey değildir zaten. Arkadaşınızın göremeyip size selam vermemesini istemezsiniz herhalde :)))))) Şimdiden çok teşekkür ediyorum, çok düşüncelisiniz.

SİZİN İÇİN FOTOĞRAFINI DA KOYDUM. AMA BUNUN BÜYÜĞÜNÜ ALIRSANIZ ÇOK MUTLU OLURUM. HEMEN BİTMESİN Kİ KISA SÜREDE TEKRAR BAŞINIZI AĞRITMAYAYIM :)))))))))))

Bir Cevap Yazın