Bayram Ziyaretlerinden

Uzuuuuuuun(!) bir bayram tatili geçirdik. Bayramdan ne anladık diye sorarsanız; üç günden kim ne anlamış. Ama her şeye rağmen iyiydi. Memleketim yine yağmur yağışla bayramı sıkıcılaştırdı. Son gün bi’ “Hadi bu da size ibneliğim olsun.” der gibi bir hava yarattı ama ben güneşli havadan haz etmem zaten.
Bu sene önceki senelerde olduğu gibi çikolatayla, şekerle nefes almadım. Nedense şu sıralar tatlı şeylere karşı büyük antipati besliyorum. Yalnızca şeker markalarına baktım bu sefer. O beğenmediğimiz şekerleri inceledim. Onlar hepsi birer üvey kardeş gibi. Zaten tatları da bi’ şeye yaramıyo. Evet, denedim. Tabii bir anı fotoğrafını da unutmadım.

   Ben pek sevmem çok uzun süreli bayram ziyaretlerini. Sevgili valideciğimle babacığıma zor
anlar yaşatmadık değil. Uykusuzluktan ölüyoruz, insan içine de öyle ruh gibi çıkmak istemediğimizden onlarla gitmiyoruz, sorun oluyor. En son buna taviz vermeye başladılar. Çok sıkıldım. Bir ara dört yapraklı yonca arayışına çıkacaktım ki anında vazgeçtim.

Tuhaf şeylerle de karşılaşmadım değil. Aslında tuhaf demeyelim de görünümü hoş. Kış için kavanozlara menemenlik hazırlamışlar. Nasıl da hoş görünüyolaaaar.
Ayrıca bu ev ziyaretlerinde evin içindeki eşyalar da çok dikkatimi çekti. Özellikle bir antika tepsi ve altlık takımı. Burada ev sahibinin oğlu -sanırım benden 2-3 yaş kadar büyük- ilgi dolu bakışlarını bizzat görünümümden alamadı(!) Çok ilgiliydi demek istiyorum. Tepsiyi vermesi, “Şurada çek, daha iyi ışık alır.” demesi… Ama gerçekten çok güzel eşyalardı.

Daha neler neler. Bayram günleri içerisinde ilgimi çeken bunlar oldu. Daha doğrusu “bayram ziyaretleri” demeliyim.

Bir Cevap Yazın