Benim Derdim Başka

Gündem o kadar yoğun ki. Gezi parkı, alkol yasağı, milli içeceğimiz ayran falan derken gündem bayağı kabarık bir hal aldı. Çözümü nedir, ne yapılır bilinmez. Varsa da ben bilmiyorum. O yüzden yorumlardan uzak kalmak en iyisi.
Sonunda tahliye vaktimiz geldi. Genel af çıktı ya da öyle bi’ şey. Bana göre okul artık bir hapishaneden farksız. Bildiğiniz azap gibi geliyor. Öğretmenler gardiyan, atölyeler hücre ve öğrenciler birer suçlu gibi sanki. Benim olduğum sınıf da ağır cezalılar olsa gerek. Çünkü bize en can yakıcı gardiyanı vermişler. Yoksa bu kadar eziyet olmaz canım. Ama ne yalan söyleyeyim, Sinop Cezaevini de görünce bizim okulu iyi gördüm. En azından okulda okuyorum dedim. Çocuk ıslah evinden farkı vardı. Şöyle bi’ bakınca bizim okula da benzemiyor değil.

Neyse ki son günler. Bu iyi bir haber. Sinop Cezaevini gezeli yaklaşık 2 ay oldu yanlış hatırlamıyorsam ama hala etkilerini yaşamaktayım. Bomboş bi’ bina belki hepsi. Hayal gücüm o kadar derin ve kuvvetli ki gezerken birçok şey hayal ettim ve kendi kendimi bunalıma soktum. Gezerken tüylerim nasıl ürperdi size anlatmam imkansız.  Deniz dalga seslerini duyup denizi görememek de farkı bir dram. Her noktasında, her köşesine kim bilir ne anılar, ne acılar, ne hikayeler var. Öylesine harap bir yerde nasıl ömür geçer ki. İçim sızladı diyebilirim.
   Bu kadar ağır duygu yeter. Yoksa yine hüzünlü moda girip çıkamayacağım.
   Güzel şeyler de yaşamadım değil. Yaz gelince iyice asosyal bir aile olmamızı rağmen kendimizi sokaklara, piknik alanlarına attık. Söz konusu midemin bayram etmesi olunca gerçekten fazla keyifleniyorum. Sucuk ekmek diye bir güzellik var ki ete kemiğe bürünse evlenirim diyebileceğim cinsten. Yemek yemekten büyük haz alıyorum. Fakat dondurma için aynı şeyleri diyemem. Yeterince sevmediğim su götürmez bir gerçek. Yok ya, yiyemiyorum. İlk sosyalleşme adımları attığımız gün bi’ deneyeyim, belki severim dedim ama keşke demeseydim. Nimete ayıp oldu. Öylece kaldı zavallı.
   Havalar bikaç gün önce bi’ depresyona girdi ama çabuk atlattı. Veeee ben bu depresyon anlarından çok güzel kareler yakaladığıma inanıyorum. Gereksiz insan bölüm şefimiz (İSİM VERMEK YOK) 1 ay içerisinde bize yığınla çekim görevi verdi. Ciddi bir psikolojik tedavi görmesi şart çünkü adamın bir tek normal hareketi yok. Aman, bana ne canım. Yalnızca 1 sene daha dayanıcam. Tabii delirerek mezun olacağım net!
   Ne diyordum… Hah! Güzel Çorum’umuz, muhteşem şehir(!) Ne kadar da eşsiz bir yersin ki her gününden böyle güzel kareler çıkabiliyor!! Tanrım, inanamıyorum. Bu kadar fevkalade de olunm…. Ayyy tamam, ben bile şüphe duydum kendimden acaba gerçekten burayı sevdim mi diye. Aman eksik olsun.  Her ne olursa olsun bana muazzam bir kare yakalattı. Tabii ki bunun Çorum ile ilgisi yok. Artık şu muhabbeti kesip şu çok ABARTTIĞIM fotoğrafı koyabilir miyim????

Bir Cevap Yazın