Biraz Nişan Biraz İnsan Tedavinin Asil Çeşidi

 Sanki ben evlenemem bu gidişle. Acelem yok zaten de evleneceksem de sanırım istenmeden evlenicem. Formaliteler… Gereksiz adetler… TUZLU KAHVE! Erkeğin yerinde ben olayım evleneceksem de vazgeçerim.

   Ayşegül‘ün kız kardeşi olan Nihal‘in nişanı vardı. Trajediye bakar mısınız! Ablası zengin kocayı beklerken evde kalıcak. Ayşegül’e diyorum ama biz Hicaz‘la daha kötüyüz. Beklediğimiz bi’ şey bile yok. Ama şuna da eminim ki bizim evde kalma şansımız Ayşegül’e göre daha düşük. Ama işte bizim o taraklarda bezimiz yok. Yoksa bizi bu hamaratlığımızla almayacak adam varsa da akli dengesi yerinde değildir.

Yok efendim kahveler, yiyecekler servis edilirken aile büyükleri ve özellikle erkeklerden başlanırmış, ona göre giyinilirmiş. Bu tür adetler gerçekten hiç bana göre değil. Tuzlu kahve olayından bahsettim. Neyiyle ne şekilde eğleniyolar anlamıyorum ama büyük haz alıyor kız tarafı bundan. Yazık günah yahu! İşte bu yüzden beni alacak adam şu an bu yazıyı okuyorsa şayet; ben sana öyle şeyler yapmam canım benim. O yüzden biz formaliteleri atlayalım.


O gün çok şanslı bi’ günümde idim. Nilay’ın şu an tam anlamıyla nişanlısı olan Can‘ın doğum günü imiş. Tabii pastasız doğum günü olmaz. Benim de günlerdir nasıl pasta yiyesim vardı. Erkek tarafının almış olduğu cicili bicili baklavaya da abandım, nasıl yiyorum. Mide spazmı geçirecek olsam yine önemli değil. Pasta bulmuşum ben, kaçar mı! Yine de ayıp olmasın,“yediler içtiler kaçtılar” demesinler diye Hicaz’la bulaşık işine de giriştik. Ben dedim size hamaratlığımız diz boyu, bizim Ayşegül’den daha çok şansımız var diye.



    BİR DE ŞURAYA DİPNOT GEÇEYİM: HİCAZ SAÇ RENGİYLE OYNADI. SİZCE DE BÖYLE ÇOK TATLI OLMAMIŞ MI? GERÇİ DUYDUĞUM KADARIYLA BUGÜN BİR TON DAHA KOYULAŞTIRMIŞ. 

   Ben insan içine değil artık insanlar benim içime gelip karışıyo. -Çok pis anlamlar çıkarılabilecek bir cümle oldu fakat umarım sizler benim kadar içi fesat bir insan değilsinizdir- Dayımın kadim dostları Yıldıray ve Mehmet abi… Yıllar yıllar önce aynı fındık bahçesinde aynı çileyi çektiğimiz insanlar. Kadro biraz eksik tabii. Orhan abi de var ki sohbetini alıp yanınıza ömür boyu maddi manevi ebeveynliğini üstlenmek istersiniz. İşte ne yazık ki bu geceki ortamda yoktu. Yıldıray abinin muhabbeti de her türlü yeter. Belki ebeveyni olmak istemezsiniz muhabbetinin ama onunki de mahallede arsız, uslanmayan, çoğu zaman kızdığınız fakat yine de kıyamayıp yokluğunda mutlaka varlığını aratan afacan çocuk gibidir. Artık evli barklı çoluklu çocuklu (ŞİMDİ “ÇOK”LU CÜMLE GELİYOR) Çok okumuş insanlardan çok, çok fazla şey yaşamış insanların öğütlerini dinlemeyi yeğlerim. Bu kişi de öncelikli olarak Yıldıray abi olur. Mehmet abi sessizdi, hala sessiz. O yüzden onun hakkında pek bir şey paylaşamayacağım.
bi’ adam. Öyle afacanlığı kalmamış anlayacağınız.


Hastalıktan kurtulucam diye ne kocakarı ilaçları denedim bilseniz. Aslında bunun adı kocakarı ilacı değil de “ERDAL K İLACI” olursa daha mantığa uygun olur zira tarifi ondan aldım. Ilık süte iki çay kaşığı karabiber, bir tatlı kaşığı pulbiber -bu zorunlu değil- ve iki tatlı kaşığı bal ama maalesef bizde bal mevcut değildi. İçtim ama ben fazla abartmışım sanırım içim dışım yandı. Ama bir de nasıl enerjik oldum anlatamam. Artık psikolojik midir nedir. Bu arada bu formül öksürük için, aklınızda bulunsun. Ayrıca Batuhan‘ın burun tıkanıklığı için önerdiği tuzlu suyu da denedim. Burnuma çektim ama İŞTE BEN O AN ÖLDÜM GÜLÜM. Böyle bir yanma yok. Ama hepsinden teker teker Allah razı olsun. Şimdi gayet iyiyim. 

   ANNE İYİYİM YANİ CANIM. ARTIK PARA GÖNDEREBİLİRSİN. GEZEBİLECEK KADAR DÜZELDİM.

Bir Cevap Yazın