Durum Neyse?

Markaların sıcak, samimi ve mizahi yaklaşımı sizi nasıl etkiliyor? Olumsuz etkiliyorsa neden? Dili mi çok laubali yoksa yaptığı espriler mi tırt? Bir markanın her zaman ciddi olması mı gerekir yoksa sizlere bir dost gibi yaklaşması mı? Sizin bunlara yanıtınız nedir bilemem ama söz konusu televizyon reklamı, basın reklamı ya da radyo spotu ise ben tamamen mizahtan yanayım. Çünkü insanlar bunalıyor, sıkılıyor, strese giriyor. Neden tüm bunlardan kaçıp kurtulmak için arkadaşlarla iki tek atmayı planlar dururuz? Biraz kafamız dağılsın, muhabbet olsun diyedir muhtemelen. İşte bu yüzden markaların içimize karışıp bizlerle eğlenceli muhabbetler kurması bence oldukça başarılı.

Daha önce Denizbank‘tan söz etmiştik. Bence oldukça başarılı bir iç görü örneği sergilemiş. Şimdi bir de Teknosa’ya bakalım.

Teknosa zaten oldukça içimizden bir marka. Bazen fiyatlarından dem vururuz ama yine de bizim için belki de en kıymetli teknoloji mağazalarından bir tanesi. Son dönemlerde yayına girmiş ve beni etkilemiş reklamlardan birisi de beni gerçekten hem güldürdü hem de “Harbiden yaa aynısını ben de yaşadım.” duygusuna soktu.

Burada da harika bir analiz görmekteyiz. İçlerinden bir tanesini mutlaka en az bir kez yaşamışızdır. Yolda şarjımız bitmese bile -ki artık powerbankler ve otobüslerde priz ya da usb bağlantısı var- kulaklığımız bozulmuştur. Keşke kıyamet kopsa da o kulaklık bozulmasa. O telefon belki kedimiz tarafından cebren ve hile ile düşürülmedi ama birden elinizden kaydı ve ekranına bakmaya cesaret dahi edemediniz. Hızlı hızlı eski kız ya da erkek arkadaşınızı stalklarken bir baktınız, o da ne! Hasssiii… Fotoğrafı beğenmişsiniz. Keşke o an elleriniz felç olsaydı da öyle bir ana tanıklık etmeseydiniz. İşte, Teknosa bu duyguları altta göreceğiniz reklamda yakalamış ve çok güzel dile getirmiş:

Her evde televizyon krizi yaşanmıştır. Anneniz o çok sevdiği diziyi izlerken babanız birden gelip Kurtlar Vadisi’ni ya da önemli bir maçı izlemek için kumandayı eline almıştır. Sizin de sevdiğiniz bir bilgi yarışması vardır ama anne babanın mücadelesi arasında kaynar gidersiniz. Görüntü birden gider, babanız oradan seslenir “Bi’ vur bakalım orasına burasına düzelir.” der ve teknolojiye bir süre sonra tekme tokat girebilirsiniz. Paraya kıyıp yeni televizyon mu almalıııı yoksa almışken şöyle iyi bir şey mi almalı bi’ düşünmekte fayda var. Teknosa, yine aynı seriden televizyona dayalı bir araştırma yapmış ve ortaya da harika bir sonuç çıkmış:

Hiç bilgisayarınıza kafa atmak ya da alıp duvardan duvara çarpmak istediniz mi? Ben mesela önce sakin kalıyorum. Hatta bilgisayarla konuşup onu temizliyor ve hatta okşuyorum. Durum biraz daha devam edince artık bazı katliam senaryoları kuruyorum. Ya sen bilgisayarsın, itaat edeceksin bana diyemiyorsun tabii. İnsan yapımı bu. Ama bu kadar donacak ne vardı? Beni pasif katil profiline sokuyorsun. Ne zaman tuhaf bi’ ekran gelse diyorum ki “Aha, kesim çöktü.” ve bundan dolayı içindeki bilgileri her an yedekte tutma gereksinimi duyuyorum. O fan sesini ne yapacağız? Ben bu duruma kesinlikle uçak pisti diyorum. Adeta bi’ jet, helikopter niteliğinde ses çıkıyor. Milletin bilgisayarından çıt çıkmaz benimki resmen dile geliyor. Yine bunlara değinen Teknosa, duygularıma tercüman olmuş.

Sözün özü, Teknosa bu dille yaklaşarak bir kez daha benim gönlümü fetih etti. Belki şimdi koşa koşa alışveriş yapmaya gitmem ama bir teknoloji mağazası olarak benim gönlümün birincisi. Canım Teknosa.

Durum Neyse?” için 2 yorum

Bir Cevap Yazın