Hayat Zor Be Gülüm

  

Liseli olup ailenden uzak olmak gerçekten acınası bir durum. Öyle ki yemek zevkin dahi değişiyor. Ispanağa burun kıvıran ben yemekte ıspanak olunca koşa koşa gidiyorum. Sabah kahvaltıları içi bi’ şey diyemiyorum çünkü o beni hiçbir şekilde doyurmuyor. Bi sucuklu yumurta değil tabii. İdare etmeye çalışıyorum. Ona da alıştım. İki lokmayla doyar hale geldim kısacası.
Çok asosyal ve ders kolik (liseli tabiriyle İNEK) olmaya aday adayı durumundayım. Tamam aslında asosyallik kısmında aday adayının aday adayı olamam. Yine maşallah keyfimden, gezmemden ve tozmamdan ödün vermiyorum. Fakat sanal üzerindeki tüm etkinliğim azalmış durumda. Zavallı bloğumun dili olsa bana isyan edecek. Belki de si…eee, şeyinde değildir. İyi ki bi dili yok.

Reelde gerçekten etken bir yapıya sahibim. (Artık nasıl ders çalışıyosam terimlerim bile çalıştığım derslere kayıyor. Birazdan size fillde çatı bile anlatırım.) Kadim dostlarım sağ olsun sürekli yeni ve çılgınca etkinliklere başvuruyorlar. Doğum günü kutlamaları olsun, Panpa’nın yerine gidip çay içtikten sonra bi Gazi Caddesi turu yapmak olsun bunlar gerçekten çok sıra dışı. Merve’nin doğum günü örneğin. Çok marjinal bir kutlamaydı. Yani fiilen olmasa da edebi olarak hoştu.

Şöyle bakıyorum da bu yıl fazlasıyla pasta yemişim. Laf aramızda pastadan da pek hoşlanmam ama işte ıspanak dahi yediren öğrencilik size neler neler yedirmiyor. Ki pasta benim için bulunmaz bir nimet halini alacak duruma geldi. Sevgili apartımız bize tüm imkanları ve güzellikleri sunuyor. Kutlamasından bahsediyorum elbette. Yoksa diğer mevzulara girersek çıkması zor olucak. Pardon, şimdi internet yasağı da geldi. Alenen konuşmayayım da başıma bir iş gelmesin(!) 

En zoru da bir zamanlar annenin yaptığı işleri artık senin si.. si…eee şey yapa yapa senin yapman. Ütü mesela. Hiç anlamam. Anlasam da pek beceremem. Hatta onu da geçtim, üşenirim ben. Ama işte üşenme hakkı bile tanımıyor aileden uzak kalan liseli statüsü. Çamaşırımı kendim yıkayıp ütümü de bi güzel yapıyorum. Baya baya ben kocaya gitmelik kız oldum. Bu da bi seçenek tabii. Değerlendirilmesi gerek.

Ahh, iş yerim. Evet, harika(!) bir iş hayatına sahibim. Sabah sekiz, akşam beş çalışıp günlük yaklaşık olarak bir buçuk litre çay tüketerek tam bir memur profili çiziyorum. Tek fark okey ya da spider solitaire oynamıyorum. Bilgisayarım olsa eminim onu da yapardım. Aslında böyle kötülüyorum ama üniversiteyi kazanırsam tamamen iş yeri sayesinde olur. Zira sıkıntıdan dolayı harıl harıl ders çalışıyorum. Bu çalışmayla en azından bi hukuk kazanırım. Ayrıca oturarak da para kazanmış oluyorum. Büyük konuşmayayım ama ben memur olamam. Tamam, çok güzel. Oturarak para kazanıp tüm gün çay içmek gerçekten zor bi iş değil ama benim yaşam tarzıma çok aykırı. Size şöyle diyeyim: İşe başlamadan önce rahatça kalçamdan geçen okul eteğim artık kalçamdan geçerken yırtılacak diye korkuyorum. Neden biliyor musunuz? Kıçım artık yarı memur kıçı halini aldığı için. Yine de ders çalışıyorum. Ya iş yapıyor olsa idim….

Bir Cevap Yazın