drryryt

Oh Ne Rahat

Berbat bir 8 ayın ardından mis gibi bir yaz tatili! Gerçi henüz tam olarak bir tatil yapıyor sayılmam ama ne olursa olsun, okul yok. Bu bile tatilin anlamlı olması için geçerli bir neden.
Nasıl yandım, nasıl ten rengim bikaç ton değişikliğe uğradı anlamadım ama inanın piyangodan para çıksa bu kadar mutlu olmam. (Tabii ki yalan. Piyangodan para çıksa kafayı yeme düzeyinde mutlu olurum.) Ya sonuç olarak benim için sevindirici bi’ durum. Havalar düzelse de tekrar denize gitsem diye bakıyorum ama hava sıcak olsa da güneş yok. Benim amacım zaten güneşlenmek. Benim gitmemi bekliyo sanırım.
Yağmur sonrası da deniz fena halde pis oluyo. Eee, Karadeniz bu. Çok nadir akça pakça olur. Tek güzelliği kışlık yakacak masrafı olmaz bikaç ailenin diye düşünüyorum. Yani o derece çer çöp var meydanda. Görüntüsü doğal olarak hiç de hoş değil.

Her ne olursa olsun memleketim gibi yok. Çorum‘u da arıyorum bazen. Hayır öyle Çorum olduğu için değil. Burda internetimiz resmen bir bayanın ortalama hazırlanıp evden çıkma süresinden bile yavaş. Orda ne kadar da güzeldi. Bir de saç sorunu var. Çorum’da yaptığım gibi kalan saç burda oluyo İbrahim Tatlıses’in gençliği. Şimdi bunlarla moralimi bozamam. Tenim çok cici oldu. Önemli olan bu. Fakat bunda da şöyle bi’ sorun var; bazı yerlerim yanmamış. Mesela kollarımdan örnek verelim:
Biraz da kilo alsam kendime aşık olucam. Zaten bana benden başkası aşık olamaz. Çünkü yokum, gözükmüyorum. Dün spor kompleksinde annemle bu konuyu konuşurken resepsiyondaki kadın bunun psikolojik olduğunu söyledi. Yani ben devamlı “Kilo alamıyorum.” dediğim içinmiş. Mantıksız da değil ama asıl neden bu olamaz. Zayıflayarak can vermek istemediğimden elimden geldiğince yemeye çalışıyorum. Yalnız şuna da değinmek isterim yemiş bir insan olarak: Eti Paykek Şekl-i Şahane hiç öyle reklamdaki gibi değil. Her şeyin olmadığı gibi. Hadi tamam, olmaz da bu kadar da kuru yapılmaz ki ama. Yine de yedim. Neden? Çünkü benim yiyip yiyip şişmem gerek.
   Veee fotoğraf makinesindeki eski fotoğraflarımla karşılaştım. Eski dediysem bu sene, okul olduğu zaman. Azap dolu günler. Bu sene de öyle olacak. Zira başımızda bölüm şefimiz gibi illet bi’ adam var. Onun sayesinde crack yapmayı öğrendim. Sonunda bi’ işe yaradı oksijen israfı insan üstü yaratık. Böyle konuşmam hoş değil, biliyorum ama adam resmen beyin hücrelerimi tüketti 2 yılda. Bu sene ne olurum bilmiyorum. Fotoğraflar da kurgu yaptığımız ana ait. Allah’ım, hatırlayınca bile bi’ kalbim sıkıştı. Yalnız Öykü’nün durumu benden de vahim. Zavallı kızcağız, beni izlerken dalmış gitmiş hülyalara meğersem.
      Sonuç itibariyle şu an tatildeyiz ve canımı zorla sıkmama hiç gerek yok. Mutlu mesut şu tatili de geçireyim sonra 1 yıl boyunca kitaplarımla baş başa olucam.

Bir Cevap Yazın