Yaz Nasıl Geç-Miş

Tabii ki “YATARAK!”

Hayır yani daha heyecanlı ve atraksiyonlu geçiren varsa açık açık söylesin. Çoğumuz böyle geçirdik.
Zaten tatilimin başında intihar etmem için geçerli nedenlerim vardı. Şöyle baktım da belki de tatilimin çoğunu Fatsa’da geçirdim. İlk gittiğimdeki o kasvet. Bi’ tek kışın o yoldan geçen TIRların lastiklerinden gelen su sesi hoşuma gider. Ama yazın değil! Ben denize girmek için gelmişken değil. Ben de ne yaptım? Oturdum cam kenarında manzara izledim ne yapıcam.
Haaa ama koltuğu da çektim miniminnaaaacık televizyonumun karşısına. Ne izledim? Tabii ki Halit Ziya Uşaklıgil’in ölümsüz eserinden Aşk-ı Memnu’yu.
Buradaki yakaladığım iki ekran görüntüsünden birinde Deniz Hanım’ın (Matmazel) o masum ayağına fazlasıyla yatan surat ifadesi ve benim ruh ikizim olan Firdevs Hanım’ın felç gelmeden önceki yüz antrenmanlarından birisi yer almakta.


Balkonumuzda yemek yemek ayrı bi’ zevk ama onu atlamayalım. İnsan daha bir iştahlı oluyor. Söz konusu kardeşimin mangalından kopup masaya gelmiş etler ve annemin elinden şaşaalı bir şekilde Halil İbrahim soframızın ortasına yerleşen salata olunca insan yemeden yapamıyor.Fatsa sahiliyle güzel. Çorum’dan özenip meydanına yaptırdığı saatle de güzel. Yağmur yağınca da güzel ama ben taa nerelerden denize girmek için geliyorum sen gelmiş yağıyosun!
Yok ama hata bizde. Akıl var mantık var, hiç yaz tatili için Karadeniz’e gidilir mi arkadaş. Doğru suç bizde. Ama hazırda ev varken, eş dost varken işimize gelmiyor. Tam da bu.

O sahilden milyon kez yürümüşümdür. Kah topukluyla kah spor ayakkabıyla. Belki sevgilimle belki tek başıma. Yürümüşümdür ama baya.
Tabii ki meydanda da en az gün içerisinde sekiz-on tur atmışımdır. Moda kafeye çıkıp hem muazzam aparatiflerinden tadıp hem de “Kimle gelip geçiyor, ım ım ııımm…” diyerek süzmüşümdür.

 

Ünye Çakırtepe‘de içtiğim kiviyi de unutamam. Bi’ sıcak çikolata bi’ de kivi… Bunları çoğu kafede denerim. Eğer iyi yapamamışsa orası zaten batsın ya, işletmesin.

Tarlalarda mı gezmedik. İncir mi toplamadık. Kivi mi çalmadık. Biz her şeyi yaptık. Güzeldi tatilimiz ya. E herhalde böyle bitmedi tatilim.

Hesapta Ankara da var ki o tatilimin en güzelli merkezi.
Sansasyonellikle dolu gezilerimiz, eğlencelerimiz, Gran Canyon’a binip ıslanmamız, akşam Hicaz, Mert, Melih, Erdal Ka, Efe ve ben ekibinin buluşması. Oy oy, nasıl özledim. AnkaMall artık bıkmıştır belki de bizden.

Bir de o sokaklarındaki çilekeş ve bir o kadar da derbeder vatandaşların öfkesini dışarıya yansıtmaları yok mu! Yani ben o türden dile gelsem hiç hoş şeyler olmaz. Hayata bakış açım değişti resmen. Öfkelendim, hüzünlendim, isyan ettim ama sonra geçti.
   “ULAŞILMAZ DEĞİLİM YETİŞMEN MESELE”

   Belki bilirsiniz, benim pis bir alerjim var. 
Neden olduğunu bilmediğim bir sebepten dudaklarım şişiyor. Bu dudak bu hale gelmeden önceki gece Yaso’nun acılı sosundan yemiştim. Ondan şüpheleniyorum. Zamanında bunun üç-dört katı büyüklüğünde şişmişti. Siz inanmıyorsunuz ama bildiğiniz DUDAK ÇENEME SARKTI. 
Bu azıcık alerjik hali.
   Ve o muhteşem OKULSUZ üç ay böyle su gibi geçti gitti. Geçmiş olsuuuun. Yaklaşık sekiz ay kadar da okula mahkumuz.
 BAŞARILAR!

Bir Cevap Yazın